Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kelebek Etkisi | Film İnceleme

Merhaba ben Eleştirmen Adam bugün Kelebek Etkisi filmini inceleyeceğim. Okumaya başlamadan önce içeceğinizi, çerezinizi yanınıza alın, arkanıza yaslanın ve keyifle okuyun. İyi okumalar.
(Dikkat Aşağıdaki inceleme üstünkörüdür fakat yine de eğer filmi izlemediyseniz ve izlemek istiyorsanız lütfen filmi izledikten sonra okuyun.)
Çoğumuz düşünmüşüzdür: “Acaba Geçmişimi Değiştirseydim Şu an Nasıl Yaşardım?” çoğumuzda yine bu soruya daha olumlu, daha pozitif cevaplar veririz. Geçmişte bazı insanları keşke tanımasaydım ya da şuna böyle davransaydım şu an daha iyi bir hayat yaşardım demişsinizdir, itiraf edeyim bende dedim. Fakat bu filmi izledikten sonra yaşadığım kötü olayların, kötü ayrılıkların hayatımın bir parçası olduğunu ve bu sorunların hepsinin sayesinde şu an ki durumdayım. Yani eğer ben hayatımdaki bazı kararları farklı alsaydım bu filmi izlememiş olurdum, bu bloğu açmamış olurdum.
Film bana aslında çok iyi bir ders verdi. Genç bir adam çocukluğunda, gençliğinde çok kötü olaylar yaş…
En son yayınlar

Anayurt Oteli | Yusuf Atılgan

Bugün kitap inceleme makalemde Yusuf Atılganı - Anayurt Oteli kitabını inceleyeceğim. İçeceğini, çerezini al ve keyifle oku.
Hayatımda bu biçimde yazılmış bu kadar ayrıntıya giren bir kitap ilk defa okudum. Kitabı okurken başka bir şey düşünemiyorsunuz çünkü kitapta o kadar ayrıntı var ki hepsi gözünüzün önüne geliyor ve kitaba dalıp gidiyorsunuz. Kitabı okurken sanki film izliyormuşum gibi geldi. Romandaki olaylar yaşanırken sanki bende oradaymışım gibi okudum. Romanın kahramanı Zebercet’in içtiği sigaranın dumanından bende yararlandım, oturduğu bankta konuştuğu adamın yanında sanki bende oturuyordum hatta Zebercet kendini asarken bende bir sandalyede oturup onu izliyordum sanki.

Otel Zebercet'e(Otelci-Asıl Karakter) kaldıktan sonra tekdüze bir hayat yaşamaya başlıyor. Her gün, her hafta aynı şeyi yapıyor. Cinsel arzusunu da otelinde çalışan ortalıkçı kadınla gideriyor. Fakat ortalıkçı kadının uykusu derin olduğu için fark etmiyor bile. Zebercet hayattın da hiç aşk yaşamamış ve ot …

Rezil Bir Gün Bölüm:2

Eğer Rezil Bir Gün'ün birinci bölümünü okumadıysanız buraya tıklayarakOkuyabilirsiniz. Okumaya başlamadan önce lütfen içeceğinizi veya çerezinizi alın arkanıza yaslanın ve günün bu vaktini keyifli geçirin.
Tekrar arkadaşlarımızın yanına dönüyorduk. Yanımdaki, sevgilisinden ayrılmış arkadaşımı dinleyip bir yandan akıl veriyordum. Rüzgar çok sert esmesine rağmen kapüşonumu örtmedim çünkü o esen rüzgarı hissediyordum. O esen rüzgar benim için sadece bir rüzgar değildi. Hızlı ilerlemem için beni arkadan iten serin ve yumuşak bir eldi aynı zamanda. Tekrar, oturan çiftin yanından geçtik. Arkadaşlarımızın yanına vardığımızda, arkadaşlarım hafif sarhoş olmuştu, aldığım çerezleri açıp biramı yudumlamaya koyuldum. İlk başlarda içerken midemi fazla bulandırmıyordu fakat şimdi içerken midem resmen ağızıma geliyordu. Bu yüzden çerezi fazlalaştırıp, biramı yudumlamayı azalttım. Elimde ki çerez bittikten sonra kaldırımda oturan arkadaşlarımın yanına oturdum, ayaklarımı uzattım. Cebimdeki çekirdeği…

Rezil Bir Gün

Bu sabah uyandığımda hava güzeldi. Bugünün güzel geçeceğine emindim. Kahvaltımı yaptım, ardından kendime bir bardak çay koyup yatağa uzandım. Bilgisayarı açtım dün yarısını izlediğim filmin bugün diğer yarısını izleme kararı aldım. Filmin adı “Esaretin Bedeli”, filmi zevkle izledim, bir yandan çayımı yudumlayıp diğer yandansa altyazıyı okumaya çalışıyordum. Film bitti. İnternette boş boş gezinirken telefonum çaldı. Telefonu açtım, arayan arkadaşımdı geçen hafta bugün için yaptığımız planı anlattı. Bende saat 8’den erken çıkamayacağım söyledim. Çünkü yazacağım bir yazı vardı. Yazımı yazdım. Arkadaşım tekrar aradı saçımı yıkayıp, kurulayıp çıktım. Arkadaşlarım arasında bir kişi eksikti, bu kişi benim en yakın arkadaşlarımdan biriydi. “O, nerede” diye sordum. Onlarda bana, onun bizi çarşıda beklediğini söyledi.
Bu arada kusura bakmayın size geçen hafta, bugün için yaptığımız planı anlatmadım.
Plan şuydu: İçmek! Bu kararı yanlış olduğunu nerden bilebilirdim ki?
Çarşıya çıktık arkadaşım bi…

Çok para kazanmak için üniversite mi okumamız gerekir?

Bugün ki Eleştiri yazımda, Çok para kazanmak için üniversite mi okumamız gerekir? bunu eleştireceğim.
Meslekler hakkında birçok video izledim ve fark ettim ki hayatınız boyunca ders çalışıp, bütün konuları ezberleyip, bütün zamanınızı test çözerek harcayıp gittiğiniz üniversite size 3-4 milyardan fazla kazandırmıyor. Bütün hayatınızı 3-4 milyar para kazanmak için harcıyorsun yani kısaca.
(Tabii ki bu yazım; hakimler, doktorlar, avukat gibi meslekler için değil. Çünkü bu meslekleri yapmak için bu işin profesyonel kişiler tarafından, öğrencilere öğretilmesi gerekir.)
Sakın yanlış anlamayın, “çalışmayıp da askeri ücretle mi çalışalım” diyor olabilirsiniz. Ama ben bundan bahsetmiyorum. Üniversite için çalıştığınız vakti, istediğiniz meslek konusunda kendinizi geliştirerek harcasaydınız. Hem sevdiğiniz işi yapmış olurdunuz hem de gençlik yıllarınızı ders çalışarak geçirmezsiniz.
Ben size ders çalışmayın demiyorum. Eğer yazılımla ilgili bir iş yapmak istiyorsanız, önce yazılımla ilgili bilgi …

Hayatın İçinden - Cemal Suavi

Bugün, Cemal Suavi'nin yazdığı “Hayatın İçinden 1” kitabını inceleyeceğim. Aslında incelemeye çalışacağım. Uzun zamandır sizinle paylaşmak istiyordum bu kitabı, bugün yazar tanıtım yazısı yazacaktım fakat bu kitabı bir an önce bilmeyenlere tanınmam gerektiğini düşündüm.
Kitabın adından da belli olduğu gibi bu hikayeler hayatın içinden hikayeler. Bu kitaptaki hikayeleri okurken kendinizi bulacaksınız. Her hikayesini okuduğunuz da çevrenizde olan olayları anımsatacak bir kitap.
Okurken keyif almanızın yanında sizi hem eğlendirerek hem de hüzünlendirerek dersler verir. Yazar bazı hikayelerini hayatından almıştır. Yani kendi hayatında yaşadığı ders niteliğini taşıyan olayları anlatmıştır.
Çocuk, genç ve yaşlı demeden herkesin anlayabileceği bir dilde yazılmıştır.  Yazar vermek istediği mesajı uzatmadan, dolaylamaya kaçmadan direkt güzel ve sade bir biçimde yazıya dökmüştür. Biz Cemal Suavi için “Yazar” desek de bu kitabın ön sözünde yazar kendi için “Ben Yazar değilim Yazamaz’ım” der.
Bu k…

Birbirlerini Dinlemeyen İnsanlar

Bugün ki, eleştiri yazımda, birbirlerini dinlemeyen insanları konu alacağım. Günümüz de hızla artmakta olan kendini beğenme ve çok bilmişlik duygusu yüzünden, insanların karşısında ki insanı dinlemeden, kendi düşüncelerini söylemesi çoğaldı.
Ben bunu hastalık olarak görüyorum. Bu hastalık eğer hızla artmaya devam ederse, dünya da sohbet gibi bir zevkin hızla biteceğini düşünüyorum.
Bu hastalıkta ki insanlar konuşur konuşur sonra susar ve tam karşısında ki konuşmaya başladığında, konuşan arkadaşının sözünü kesip tekrar kendisi konuşmaya başlar. Bu insanlar ayriyeten, bir saatlik bir muhabbetin elli beş dakikasını kendileri konuşarak geçirir. Ara sıra susup da karşısında ki dinleyicinin düşüncesini, fikrini sormaz hep kendi konuşur.
Dinlenmemek bazen tek taraflı da olmaz, işte bu durum benim en çok güldüğüm durumdur. İki arkadaş konuşuyor fakat birbirlerini dinlemiyorlar. Arkadaşı konuşurken, arkadaşı susunca ne söyleyeceğini düşünür. Tabii düşündüğü içinde ayrı bir aleme gider. Arkadaşı…